Üzülmesin yeşeren topraklar, artık sokağın genç bir şiiri var!

Yayınlandı: Haziran 7, 2010 / Uncategorized
Etiketler:,


  • ş i i r g e n ç

Hz.Muhammed’den bu yana şairlerin birbirlerine ve ‘diğerlerine’ yasakladıkları şiir, ilk duvarları yıktı gibi görünüyor artık. Artık yeni doğan bir soğan yavrucuğu bile pis koktuğu için kendinden utanıyor. Bir sofra etrafında geyikler toplanıp Turgut Uyar okuyorlar ya da bir liseli genç, açmış Nazım’ı en orta yerinden saldırıyor etrafındakilere. Şiir, Türkiye’de hiç olmadığı kadar genç, hiç olmadığı kadar sahiliği arıyor, sahillerde geziniyor. Örnek mi? Bakınız hipodromlarda toplanmış atlar, ‘ikinci yeni’yi tartışıyorlar. Yollarda otostopçu gençler, geçen arabalara saydırıyorlar beatnik küfürlerini. Ve hala daha sadece bir SMS kimileri için şiir, sevgiliye atılan. Ne fark ederdi onlar da kırmızı bir güneş etrafında halay çekselerdi ki? Sonuca gelelim;  Şiirde, ‘şairler’ ve ‘genç takipçileri’ ayrımı ortadan kalkabilir, eğer denersen bu kolay. Artık ‘genç bir şiir’ dilinden, algısından, zevkinden, zevksizliğinden vb.lerinden söz edebiliriz. (Birileri ‘şu şiir yazsın, bu şiir yazmasın’ diye listeler hazırlamaktan vakit bulabilirlerse, işte o zaman çok daha kalabalık, çok daha güzel ve çok daha samimi tartışmalar bizleri bekleyecek.)

  • ş i i r s o k a k t a

Yaşatılan sisteme karşı bir pişmiş kelle sırıtışıdır Sokak Şiircileri. Karşı kıyıların, gidilmemiş toprakların sanatını düşlerken ortaya çıkmış bir kolektiftir. Sanatın iç işleyişine ve gelişimine dair mevzuları sanatçı ve eseri arasındaki özel bir mahremiyet olarak düşünür. Profesyonelleşmeden, sanatın kişisel çıkar yahut iktidar amaçlı araçsallaştırılmasından haz etmez! Mükemmelliyetçiliği ve samimiyetsizliği sistemin getirdiği hastalıklar olarak düşünür ve onları red eder. İnsan hata yapabilir, sanat amatör, içten geldiği gibi doğal, samimi kalmalıdır. Tek derdi; kolektif ve sokakta sanattır. Kolektivizmden anladığı ise önceden belirlenmiş çerçevelerin içine bireyleri yerleştirmek değil, bireylerin çerçeveleri doğrultusunda geniş bir pencere yaratabilmektir. Bu yüzden doğmadan önce ölmeye mahkumdur belki de. İşin sonunda intihar edecek bile olsak; en azından bunu yalnız yapmayacağız.

  • ş i i r e y l e m d e

Kaldırımtaşları; makinelerin nereden, insanların nereden gideceğini belirleyen çizgilerdir. Yeşilin ve toprağın inkarı, esirliğimizin ispatıdır bir yandan. Bir yandan ise, köleliğine isyan edenlerin silaha dönüştürdükleri yine o kaldırımtaşlarıdır. Yalnızca kaldırımtaşlarını takip ederek bir ülkeyi boydan boya dolaşmanız bile mümkün olabilir. En ücra dağ köyünde bile varlığı, devletin –ya da modern dünyanın varlığına ispattır. … ‘Karda açan çiçek’ imgesi dün’ün insanları için paha biçilmez bir şiirsellik taşıyordu kuşkusuz. Günümüz şiiri için ise bayat bir benzetmeden öteye gidemiyor. Günümüz çiçeği içinse zor olan artık otoyol kenarlarından fışkırabilmek. Kaldırımtaşlarının arasında yeşeren çimler ya da kökleriyle betonu parçalayarak büyümeye çabalayan ağaçlar… işte gerçek bir yaratıcı direniş!

Şiire iyi davranın… zira o yorgun.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s